6 Nisan 2018 Cuma

"ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRMESİNDE (SATIŞLARINDA) PANCAR-MISIR KAVGASI" - Yazar: Ali Ekber Yıldırım

ŞEKER ÖZELLEŞTİRMESİNDE (ŞEKER FABRİKALARININ SATIŞINDA) PANCAR-MISIR KAVGASI
Yazar:  Ali Ekber YILDIRIM
Cargill ve Pankobirlik raporlarına yansıyan mısır-pancar kavgası
Şeker özelleştirmesinde pancar-mısır kavgası
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, şekerin ham maddesi pancar ve nişasta bazlı şekerin ham maddesi mısır üretimine odaklandı. Hazırlanan raporlarda, yapılan açıklamalarda mısır ile şekerpancarı üretimi karşılaştırılarak nişasta bazlı şeker ile pancar şekerinin ekonomiye katkısı hakkında kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor.
Nişasta bazlı şeker üretenler mısır üretiminin artırılmasını isterken şeker pancarından vazgeçilmesini,üretimin düşürülmesini talep ediyor. Pancardan şeker üretim yapanlar ise şekerpancarının ekonomiye katkılarını anlatarak üretiminin artırılmasını, mısırın şekerpancarının yerini alamayacağını savunuyor.
Türkiye’de yılda 320 bin hektar alanda 19 milyon ton civarında şekerpancarı üretilirken aynı zamanda yaklaşık 680 bin hektar alanda 6 milyon ton mısır üretiliyor. Üretilen şeker pancarının tamamı şeker üretiminde değerlendirilirken, mısırın sadece yüzde 17’si nişasta bazlı şeker üretiminde kullanılıyor. Şekerpancarı ithalatı veya ihracatı yapılmazken Türkiye yılda 1.5-2 milyon ton mısır ithal ediyor.
Mısıra destek, pancara kota var
Mısır üreten çiftçiye alan bazlı destek, fark ödemesi(prim) desteği sağlanırken, şekerpancarında üretim sözleşmeli ve verilen kota çerçevesinde yapılıyor.Bakanlar Kurulu’nun 26 Şubat tarihli resmi Gazete’de yayınlanan kararına göre, mısır üreticilerine kilogram başına 3 kuruş destekleme primi ödenirken, şekerpancarında böyle bir destek yok. Mısır çiftçisine dekara 19 lira mazot ve 4 lira gübre desteği sağlanırken, şekerpancarı üreticilerine diğer ürünler kapsamında dekara 10 lira mazot ve 4 lira gübre desteği sağlanıyor.
Hükümetin uyguladığı havza modeli kapsamında su kısıtı olan bölgelerde mısır üretimi desteklenmiyor. Mısıra alternatif ürün üretenlere yüzde 50 daha fazla destek sağlanıyor. Şekerpancarı üretiminde 1998 yılından bu yana kota uygulanıyor. O yıllarda üretimin 22 milyon tona ulaşması nedeniyle arz fazlası üretimi önlemek için kota uygulamasına geçildi. Halen şeker fabrikaları sahip oldukları şeker kotası kapsamında pancar üreticilerine sözleşmeli olarak şekerpancarı ürettiriyor. Sözleşmesi olmayan çiftçi üretim yapamıyor.
Raporlara yansıyan mısır-pancar kavgası
Nişasta Bazlı Şeker(NBŞ) üreticisi Cargill’in hazırladığı ve şeker fabrikalarının özelleştirmenin fitilini ateşlediği iddia edilen “Şeker Piyasası:Mevcut Durum ve Değerlendirme” başlıklı raporda mısır üretiminin önemi anlatılırken, şekerpancarı üretiminin verimsiz ve su tüketiminin yüksek olduğu iddia ediliyor. Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği(Pankobirlik), Cargill’e yanıt olarak hazırladığı raporda , Cargill’in iddialarının tümüyle yalan olduğunu belirtilerek ülke tarımı için şekerpancarının önemine yer verdi.
Cargill’in hazırladığı raporda, “Türkiye’de Mısır Ekonomisi ve Pancarla Karşılaştırma” başlığı altında özetle şu bilgilere yer verildi: “Türkiye’de önceleri Karadeniz,Marmara ve Ege Bölgelerinde önemli ölçüde birinci ürün olarak ekimi yapılan mısır,son yıllarda özellikle Çukurova,Amik Ovası ve Güneydoğu’da ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir. Mısırın vejetasyon(çıkış ve hasat süresi arasındaki fark) 90-120 gün arasında değişmekte iken şekerpancarında bu süre 170-200 gündür. Yüksek bir verim için mısırın gelişim döneminde yaklaşık 480 mm su isteği bulunmakta iken şekerpancarının su tüketimi yaklaşık 900 mm’dir.Mevcut durum itibariyle toplam ekim alanı 680 bin hektar,toplam üretim 6.4 milyon ton ve verim düzeyi 9.41 ton/hektardır. Bu bağlamda, Türkiye pancar üretiminde vasat bir verim düzeyine sahipken,mısır üretiminde ABD (Amerika Birleşik Devletleri) ile başa baş noktaya ulaşmıştır.”
Mısırın kullanım alanı genişliyor
Mısırın depolama ve yıl boyunca üretim sürecine koşulabilme olanakları nedeniyle pancara göre ciddi bir ekonomik değer yarattığını iddia eden Cargill raporunda: “Mısır, insan gıdası hayvan yemi ve endüstri hammaddesi olarak kullanılan bir bitkidir. Ayrıca sap ve yaprakları hayvan yemi olarak değerlendirilmekte,kağıt yapımı ve küçük çapta hasır el işleri yapımında da kullanılmaktadır. Bu alanların yanı sıra çerezlik olarak da tüketilmektedir. Mısırın son yıllarda artan üretim miktarına paralel olarak yem,yağ ve tatlandırıcı sektörü ile biyoyakıt-biyoetanol üretiminde kullanımı da artmaktadır. Pancar ise, niteliği itibarıyla depolama olanağına sahip değildir, üretim ve işleme süreçleri birbirlerine yakın organize edilmek durumundadır ve üretim süreci hasat sonrasında azami 40 gündür. Geriye kalan süre içerisinde pancar sektöründe gizli işsizlik sorunu hakim olmaktadır. Bu bağlamda ülkemizde toprak ve yağış koşulları nedeniyle görece düşük bir verime sahip olan pancar tarımı iktisadi manada maliyet etkin sonuçlar doğurmaktadır” bilgisine yer verildi.
Pankobirlik’ten Cargill’e yalanlama
Şeker pancarı üreticilerinin örgütü ve pancardan şeker üreten Pankobirlik(Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği) Cargill’in iddialarını çok sert bir dille yalanladı. Cargill’i mısırın arkasına saklanmakla itham eden Pankobirlik yetkilileri hazırladıkları karşı raporda tartışmanın mısır üzerinden yapılmasına tepki gösterilerek, Türkiye’nin hem pancar üretimine hem de mısır üretimine uygun üretim yapısı olduğu, mısırın sadece yüzde 17’sinin nişasta bazlı şeker üretiminde kullanıldığı ifade edildi.
Pankobirlik’in raporunda nişasta bazlı şeker alanında Türkiye’de tekel konumunda olan Cargill’in, bu raporu ile tüm şeker üretim olanaklarını ele geçirmek istediğini açıkça dile getirdiği belirtilerek : “Nişasta bazlı şeker sadece mısırdan değil patates, buğday, kasava gibi birçok bitkide bulunan doğal nişastanın doğal olmayan süreçlerle (kimyasal süreçlerle) yapay şekere dönüştürülmesi suretiyle elde edilmektedir. Mısır önemli bir üründür. Ancak Cargill’in önerisi Türk tarımının neredeyse tamamını mısır üretimine angaje etmek üzerine inşa edilmiş durumdadır. Her ürün gibi mısırın da bölgesel olarak üstün ve zayıf yönleri vardır. Mısır da bazı bölgeler için daha uygun bazı bölgeler için ise pek de uygun olmayan bir üründür.” denildi.
Pancar toprağı zenginleştirir, mısır çölleştirir
Her yıl üst üste aynı toprağa mısır ekilmesi ürün verimliliği açısından doğru bir uygulama olmadığı,toprak açısından yararlı değil zararlı olduğu, verim düşüşü yanında toprakta ciddi hastalıklara neden olacağı iddia edilen Pankobirlik raporunda:”Pancar ise münavebeli bir ürün olarak 4 yılda bir ekildiğinden, bu zararlar ortaya çıkmamakta, aksine pancar toprağı zenginleştirerek daha sonraki ürünlerde verim artışı sağlamaktadır. Cargill’in önerdiği şekilde bir mısır üretimi ülkemiz topraklarını çok kısa bir sürede çöle çevirecektir.Mısır, pancara alternatif bir ürün değildir; ülkemiz açısından imkân olan bölgelerde pancarla birlikte değerlendirilebilir.” yorumu yapıldı.
Hangisi daha çok su tüketir?
Cargill’in pancarın çok su tükettiği iddiasına ise Pankobirlik şu yanıtı verdi:” En cahil insan bile herhangi bir bitkinin su gereksiniminin, yetiştirildiği bölgeye göre, o bölgenin aldığı yağış oranına vb. göre farklılık gösterdiğini bilebilecek donanıma sahiptir. Ülkemizin çok değişik coğrafik ve iklimsel özelliklere sahip olması dolayısı ile bitkilerin su tüketim miktarları da değişiklik göstermektedir. Nemli veya geçit iklimlerinde, örneğin Sakarya’da şeker pancarı ve mısır arasındaki su tüketimi rakamları birbirine çok yaklaşmaktadır. Bu nedenle şeker pancarı 900 mm, mısır 480 mm su tüketiyor ifadesi yanlış ve önyargılı bir ifadedir.”
Şekerin ekonomisi
Dünyada kalorili tatlandırıcılar sakaroz ve nişasta bazlı olmak üzere iki ana grupta yapılıyor. Sakaroz kökenli şekerler pancar ve kamıştan, nişasta bazlı şekerler ise mısır,buğday ve patates gibi tarımsal kökenli ürünlerden elde ediliyor. Şekerin yüzde 77’si kamıştan,yüzde 23’ü pancardan elde ediliyor. Dünya şeker üretimi 168 milyon ton, tüketimi 174 milyon ton civarında.
Türkiye ‘de devlete ait 25, Pankobirlik’e ait 5 ve özel sektöre ait 3 olmak üzere pancardan şeker üreten 33 fabrika var. Pazarda devletin payı yüzde 50 civarında. Özelleştirilecek 14 fabrikadan sonra bu payın yüzde 30’un altına düşmesi bekleniyor.
Nişasta bazlı şeker üreten ve iç piyasaya satışını gerçekleştiren 5 özel sektör kuruluşu var. Şeker Kanunu kapsamında kota tahsis edilen bu şirketlerin toplam üretim kapasitesi 990 bin ton. Kota kapsamında yer almayan 350 bin ton kapasiteye sahip 5 özel şirketin ihracata yönelik NBŞ üretimi var. Pancardan elde edilen şekerin toptan satış fiyatı, kilogram başına 3 liranın üzerinde seyrederken, nişasta bazlı şekerin fiyatı 2 lira civarında.
Şekerpancarı ve mısır üretimi(bin ton)
Yıl Şekerpancarı Mısır
2010 17.942 4.310
2011 16.126 4.200
2012 14.920 4.600
2013 16.485 5.900
2014 16.743 5.950
2015 16.023 6.400
2016 19.465 6.400
2017 19.939 5.900

7 Mayıs 2016 Cumartesi

TARIMIN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ & STD; SÜRDÜRÜLEBİLİR "EKOLOJİK TARIM VE ÇEVRE" DERNEĞİ YÖNETİM KURULU, BAŞKAN: HAMDİ DAĞ

TARIMIN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
Tarım ihracatımızın 2010 yılı sonunda 15 milyar USD'yi aştı, ancak hala çok büyük potansiyelimiz var.
Türkiye'de tarım sektörü, beslenme ve iş gücüne etkisi, milli gelire katkısı ve sanayi sektörüne sağladığı ham madde ile ekonomik, sosyal bir sektör olma özelliğini koruyor.
Nüfusun 1/3'ü tarımsal faliyetlerle geçimini sağlamaktadır.
Çalışan her 4 kişiden biri tarımda çalışmaktadır.
Tarım üretimi yıllık 62 miyar doları aşmış durumdadır.
Türkiye'deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanmaktadır. Bu durum, sanayinin gelişmesinde büyük önem taşımaktadır.
Tarımsal ihracatımız 15 milyar dolar ile toplam ihracatımızda %13,2 gibi önemli bir paya sahiptir. İhracatımızda fındık, turunçgil, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutmaktadır.
Türkiye'de Tarımın Geleceği
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı 2023 yılında tarımsal üretimin 150 milyar dolar, ihracatın ise 30 milyar dolar olacağını öngörmektedir.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarımsal üretimin son 5 yılda önemli miktarlarda arttığını, 2002 yılında 23,7 milyar dolar olan tarımsal üretimin 2010 yılı itibariyle 62 milyar dolara ulaştığını açıklamıştır. Bakanlık, bu gelişim sürecini yönetebilmek adına planlamalarını kontrol ve kayıt sistemleri üzerine yoğunlaştırmaktadır. Bu sistemlerin yaygın kullanım alanları ise teknolojiye entegrasyonu kolay üretim dallarıdır. Yani geleneksel yöntemlerle tarımsal üretim yerine, yüksek kapasiteli tarımsal üretim modelleri üzerinde durulmaktadır.
Bu koşullarda örtü altı tarım ve süt sığırcılığının söz konusu uygulamalarda adaptasyon kabiliyeti önümüzdeki süreçte büyük önem kazanacaktır. Her iki tarım faaliyetinin gerek yurtiçi üretimde gerekse ihracattaki payımızı arttırmada önemli bir güç olabilecegi görülüyor.
Tüm bu uygulama ve gelişim sürecinde önemli kriter işletme büyüklüğü olacaktır. Çünkü söz konusu yatırımlar yüksek maliyeti de beraberinde getirecektır. Sermaye yapısı müsait olmayan küçük kapasiteli işletmeler uzun vadede kaçınılmaz olan koşulları yerine getiremediklerı için ister istemez sistem dışı kalacaklardır. Sonuç olarak Türkiye'de tarım, eğitimli, bilinçli, ölçek ekonomisine özen gösteren yatırımcılara ihtiyaç duyacaktır.
Hedef 2023'de 150 milyar USD' tarım üretimi!
Tarımda kalite standatları ve gıda güvenliği önem kazanacaktır. Bu sebeple işletme sayısı azalırken kapasite ve kalite artacaktır. Planlanan düzenlemeler sayesinde dış pazarlarda ürünlerin rekabet sansı artacaktır. Özellikle yaş meyve sebzeler önem kazanacaktır.
Organize hayvancılık bölgeleri oluşturulacaktır.
Sözleşmeli üretim ve organik tarım ön plana çıkacaktır.
Devletin AR-GE yatırımlarına yaptığı destek artacaktır.
Yatırımcıların büyük çoğunluğu yüksek teknolojili tarımsal faaliyetlere yönelecektir.

10 Mart 2016 Perşembe

TOHUMCULUKTA HOLLANDA VE FRANSA MODELİ… Ali Ekber YILDIRIM

Tohumculukta güncel gelişmeleri dün ayrıntılı olarak yazdık. O bilgiler ışığında bugün sektörün gündemindeki yetki devri ve piyasa denetiminde Avrupa Birliği’nin temel ilkelerini, Hollanda ve Fransa örneklerini paylaşacağız.
2006’da çıkarılan Tohumculuk Yasası’nın yetki devrini düzenleyen 15.maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından 2011’de kısmen iptal edildi. Yerine yeni bir düzenleme de konulmadı. Hollanda ve Fransa modeli bu çerçevede değerlendirilmeli.
Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Hukuk Müşaviri Dr. Ayşe Saadet Arıkan, 3.Uluslararası Tohumculuk Çalıştayı’nda Hollanda ve Fransa’da yaptıkları incelemeler sonucunda yetki devri ve piyasa denetimi konusunda özetle şu bilgileri verdi:
Yetki devri, kanunla bir makama veya kişiye verilen hukuki tasarruf ve işlem yapma yetkisinin diğer bir makam/kişiye aktarılmasıdır. Yetkilendirme ise, yetkili makam tarafından bir işlemi yapmaya mezun edilme, izin verilmesidir.
Temel kural olarak, yetki devri Kanunda açıkça öngörülmüş olması, yazılı olması ve kısmi olması gerekir.
Kolluk faaliyeti içinde yer alan yetkiler devredilemez. Zorunlu denetim hizmeti, idarî para cezası, uyarma, geçici durdurma ve iptal şeklinde idarî müeyyideler uygulamaya ilişkin görev ve faaliyetler genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olup, idarenin aslî ve sürekli görevlerindendir.
Anayasa’nın 128. maddesine göre, kolluk faaliyetleri arasında yer alan bu tür kamu hizmetlerinin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunludur. Bu yetkiler devredilemez yetkiler arasındadır.
Bu çerçeveden bakılınca Hollanda’da bitki üretme/çoğaltım materyallerinin piyasaya sunulmasında önce yetkili merciler tarafından kalite kontrolüne tabi tutulması, kamu denetimi altında işlev gören meslek kuruluşları tarafından yapılmaktadır. Bu konuda çalışma ve yönetimleri bir ölçüde özerk olan ve Kanun ile oluşturulmuş durumda olan belirli muayene ve kontrol kuruluşları görev yapıyor. Hollanda’da dünyaca bilinen 3 organizasyon var. Sebze ve meyve konusunda NAKTUINBOUW, patates ve tarla bitkileri konusunda NAK ve çiçek soğanları konusunda BKD faaliyet gösteriyor. Bu kurumlar Tarım Bakanlığı tarafından denetleniyor.
NAKTUINBOUW, bağ-bahçe sektöründen gelen temsilcilerden oluşan bir İdare Meclisi’ne sahip. Bağımsız bir statüye sahip olmasına rağmen, yasa ile kendisine verilmiş görevleri yaparken yasal ve idari bakımdan Bakanlık ile “ilişkili” bir konumdadır. Yaptığı başlıca iş ve işlemler kısaca şöyle; Bitki çoğaltım materyallerinde kalite kontrolü, ithalat ve ihracat amaçlı muayene ve kontroller, Kalite-Plus sistemleri uygulaması, virüsten ari materyal üretimi, çimlenme testleri, eğitim programı ve uluslararası projeler.
Kurum, muayene ve kontrol, laboratuvarlar, çeşit ve denemeler olmak üzere 3 bölümden oluşuyor.
Hollanda’da yetki devredilen kuruluşların kararlarına ve ödeme emirlerine karşı kurum içinden itiraz edilebileceği gibi, idari ve yargı mahkemesinde dava açılması, ayrıca ombudsman kurumuna başvuru hakkı var.
Fransa modeli
Fransa’da tohumluk ve bitki çoğaltım materyalleri konusunda faaliyet gösteren tüm meslek kuruluşları faaliyetlerini Fransız Tarım Bakanlığı’nın denetim ve koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştiriyor.
Fransa sisteminde konu ile bağlantılı 2 kurum var:
1-Tohumluk ve fide konusunda bir üst meslek birliği konumunda olan (aynı zamanda sertifikalı tohumlukların test ve kontrollerinin yapıldığı teknik birim SOC’u da içeren) GNIS.
2-Çeşit kayıtlarının, FYD denemelerinin bazı laboratuvar analizlerinin yapıldığı sui generis bir kamu kurumu yapısı olan GEVES.
GNIS’in amacı, tohumluklarda kaliteyi teminat altına almak, yetki alanına giren konularda kamu kurumları ile farklı menfaatleri olan paydaşları bir araya getirerek karşılıklı danışmaların yapılabileceği bir ortam oluşturmak, tohumluk sektöründe üretimin arttırılması konusunda çalışmalar yapmak, hem Fransa’da, hem de dünyada tohum piyasası ile ilgili verileri derlemek, bunların analizlerini yapmak.
Avrupa Birliği ilkeleri
Hem Hollanda, hem de Fransa modelinde olduğu gibi Avrupa Birliği’nde tohumculukta sertifikasyon konusunda temel ilke, sertifikasyonun ya kamusal bir sertifika mercii tarafından yapılması ya da ticari bir işletmeye sertifikasyona esas olan işlemleri yapma yetkisi verilmişse bu işlemlerin muhakkak yetkili sertifika merciinin gözetim/kontrol ve denetimine tabii olmasıdır.
Avrupa Birliği’nde yetki devredilen kuruluşların organizasyon yapılarında Tarım Bakanlığı’nın temsilcileri var. Yapılan düzenlemeler, bakanın onayını gerektiriyor. Kullanılan yetkilerin -Tarım Bakanlığı adına kullanılıyor olduğu hususu- kanun maddelerinde açıkça ifade ediliyor. Kontrolör atamalarında Tarım Bakanı’nın doğrudan yetkisi var. Yetki devredilen kurum mutlaka Tarım Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Sonuç olarak, Türkiye tohumculukta yetki devri ve piyasa denetimi konusunda karar aşamasında. Hollanda ve Fransa modellerinden birini uygulayacak.
Ali Ekber YILDIRIM