9 Haziran 2012 Cumartesi

“Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruma Ulusal Komitesi ve Evcil Hayvan Tescil Komitesi” Toplantıları Yapıldı...

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI, TARIMSAL ARAŞTIRMALAR VE POLİTİKALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ; 
Bünyesinde oluşturulan; Derneğimiz STD’nin de üyesi olduğu ve Genel Sekreterimiz Sayın HAMDİ DAĞ tarafından resmen temsil edildiğimiz: 
“Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruma Ulusal Komitesi" ile "Evcil Hayvan Tescil Komitesi” 
Toplantıları Yapıldı...
Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruma Ulusal Komitesi 2012 yılı olağan birinci toplantısı ve Evcil Hayvan Tescil Komitesi 2012 yılı olağan toplantısı 30.05.2012 tarihinde Müsteşar Yardımcısı Dr. Ferhat ŞELLİ başkanlığında, ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla Şap Enstitüsü Müdürlüğü Toplantı Salonunda gerçekleştirilmiştir.
Sabah oturumunda;
Hayvan Genetik Kaynakları Ulusal Koordinatörü’nün ulusal ve uluslararası çalışmalar ile ilgili sunumu, Dondurarak Koruma Çalışma Grubu sunumu, Risk Durumu ve İndikatörler Görev Timi sunumu ile Tarım Çevre Önlemleri Görev Timi sunumu yapılmıştır. Bir önceki Komite toplantısında alınan kararlar gözden geçirilmiş, kararlar gündem doğrultusunda yapılan değerlendirmelerin ardından alınmıştır.
Öğleden sonraki oturumda;
Evcil Hayvan Tescil Sorumlusunun ulusal ve uluslararası çalışmalar ile ilgili sunumu, Bal Arısı Ekotipleri ve Tescil İşlemleri Toplantısı çıktılarının değerlendirilmesi, Küçükbaş Tescil Alt Komitesi tarafından hazırlanan listelerinin sunumu yapılmıştır.
Kangal Akkaraman, Hemşin, Tahirova, Türkgeldi ve Menemen Koyun ırkları ile Edremit Kelebek Güvercini ve Alabadem Güvercininin tescili Komite tarafından uygun görülmüştür. Karya Koyununun tescilinin ise bir sonraki toplantıda görüşülmesi uygun görülmüştür.
Tescili talep edilen ancak tescile sunulmayan İskenderun Güvercini ve Muğla Dalıcı Güvercini ile ilgili raporlar Komite’ ye sunulmuş ve tescili uygun görülmemiştir. 04 Haziran 2012
Toplantı Kararları:
Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruma Ulusal Komitesi 2012 Yılı I. Olağan Toplantı Kararları:
* Yerli sığır ırklarından sperma üretimi ve kullanımı için 2012 yılı sonuna kadar hazırlıkların
tamamlanması,
* Kurulması planlan küresel gen bankaları konusunda Bakanlık (Hukuk Müşavirliği ve Dış İlişkiler koordinasyonu) bünyesinde hayvan genetik kaynakları ve bunların kullanımından doğacak yararların uluslararası paylaşım yaklaşımları da dikkate alınarak ülke görüşümüzün oluşturulması, yapılacak çalışmanın Kasım ayında gerçekleşecek olağan Komite toplantısında sunulması,
* Türkiye’nin bölgesel gen bankasına ev sahipliği yapmasının maliyet, prestij ve diğer açılardan değerlendirilerek etki analizi yapılması ve Kasım ayında yapılacak olağan Komite toplantısında sunulması,
* S-19 aşısı için yapılan desteklemenin manda için de verilmesi için ilgili birimlere talimat verilmesi
* Uluslararası hayvan ırk, tip tanımları ve risk değerlendirmeleri için bir alt komitenin kurulması ve aşağıda isimleri yer alan üyelerden oluşması;
Prof. Dr. İnci TOGAN, Prof. Dr. İhsan SOYSAL, Yrd. Doç. Dr. Yasemin ÖNER
* TÜRKHAYGEN-I projesinin tamamlanmasının ardından kurulan gen bankalarındaki materyalin kullanımının Bakanlık uhdesinde olması.
Evcil Hayvan Tescil Komitesi 2012 Yılı Olağan Toplantı Kararları
*03.05.2012 tarihinde gerçekleştirilen  Bal Arısı Ekotipleri ve Tescil İşlemleri Toplantısı çıktıları değerlendirilmiş, gelen görüşler doğrultusunda coğrafik ekotiplerin tanımlanması yönünde girişimlerin başlatılması ayrıca yapılan tanımlara alt tür ifadesinin de eklenmesi,
* Kangal Akkaraman koyunu tescil listesi incelenmiş, toplantı sırasında bilgisayar ortamında yapılan düzenlemelerle tescili,
* Hemşin Koyunu tescil listesi incelenmiş, toplantı sırasında bilgisayar ortamında yapılan düzenlemelerle tescili,
* Tahirova Koyunu tescil listesi incelenmiş, oy çokluğu ile tescili,
* Türkgeldi Koyunu tescil listesi incelenmiş, oy çokluğu ile tescili,
* Menemen Koyunu tescil listesi incelenmiş, oy çokluğu ile tescili,
* Karya Koyunu tescil listesi incelenmiş, başvurunun Bakanlık adına yapılması şeklinde yenilenerek bir sonraki toplantıda görüşülmesi,
* Edremit Kelebek Güvercini tescil listesi incelenmiş, danışman tarafından tekrar incelendikten sonra tescilin Resmi Gazete’de yayımlanması,
* Alabadem Güvercini tescil listesi incelenmiş, danışman tarafından tekrar incelendikten  sonra tescilin Resmi Gazete’de yayımlanması,
* Tescili talep edilen ancak tescile sunulmayan İskenderun Güvercini ve Muğla Dalıcı Güvercini ile ilgili alt komite danışmanının hazırlamış olduğu raporlar incelenmiş tescilin uygun görülmemesi,
* Alt komiteler tarafından hazırlanan tescil listelerinin Komite toplantısından önce üyelere gönderilmesi, gelen görüş ve öneriler doğrultusunda toplantıda sunulması, kararı alınmıştır.

6 Haziran 2012 Çarşamba

dünya ÇEVRE günü!.....

5 HAZİRAN, DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ KUTLU OLSUN!...
STD BAŞKANI: ÖZER TOPSES
“Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.” 
Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK
*** 
Değerli arkadaşlar,
Birleşmiş Milletler, 1972 yılında 5 Haziran’ı, “Dünya Çevre Günü” olarak ilan etmiştir. Her yıl çevre sorunlarına dikkat çekmek için bir ana tema belirlenir ve dünyanın dikkatine sunulur. Bu yıl ki ana tema “Yeşil Ekonomi; Sizi de kapsıyor mu?” olarak belirlenmiş. 
Bu soruyu, yani güzel ülkemizde temiz enerji üretimini ve kullanımını, gelin hep birlikte soralım ve olası yanıtlarını araştıralım. Bu güzel yanıtları sıralayacak olursak,
İstanbul, Fındıklı İlköğretim Okulunda 21 Mayıs 2012 tarihinde hayata geçirilen ve öğrencilerin “Güneş Ağacı” adını verdikleri Güneş Enerjisi Paneli, deprem gibi acil durumlarda kesintisiz elektrik enerjisi sağlayacak, küresel karbondioksit salınımı azaltılmasına da katkıda bulunacak. Fındıklı Rotary Kulübü’nün sağladığı maddi destek ile Som Enerji tarafından yapılan güneş enerjisi paneli, okulun tükettiği elektriğin bir kısmını güneşten karşılayacak; böylece enerji tüketiminde tasarruf sağlanmış olacak. Güneş panelinin yıl boyunca üretmiş olduğu yaklaşık 700kws enerji ile her sene dört adet ağacın hayatı kurtarılacakmış. Diğer okullarımızın da dikkatine sunulur.
İş Bankası, çevrenin korunmasına yönelik projelerine 2008 yılı sonunda “81 İlde 81 Orman” projesi ile başladı. Bu proje ile ülke genelinde şimdiye kadar yapılmış en büyük kurumsal ağaçlandırma faaliyetini gerçekleştiren İş Bankası, TEMA Vakfı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı işbirliğiyle çalışmalarını sürdürüyor. 2011 yılı içinde kuruyan fidanların yerine dikilen tamamlama fidanı sayısı 145 bini aşmış durumda. 4 yılda ağaçlandırılan 65 ille toplam 1.200 hektar alana 1,7 milyon fidan dikildi. 2012yılında ağaçlandırma yapılacak illere Bolu ile başlandı. Kalan 15 il ile birlikte projenin dikim aşaması tamamlanacak ve sonrasında bakım çalışmaları devam edecekmiş.
TTNET, doğayı korumak için müşterisi ve çalışanlarıyla işbirliği içinde yol alıyor. Operasyonlarını ‘akıllı bina’dan yöneterek ve karbonmonoksit emisyonunu azaltarak doğanın korunmasına katkıda bulunan kuruluşun binasında doğalgaz, su ve elektrik tasarruflu kullanılırken, kağıt atıklar Şişli Belediyesi ve TEMA Vakfı ile paylaşılıyor. Elektrik alımları Enerjisa’dan yapılırken, yapılan açıklamaya göre, rüzgâr santrallerinde üretilen yenilenebilir enerji kullanımına da özen gösteriliyor. Şirketin çevreci bir diğer uygulaması da e-fatura. Bu talimatı veren TTNET’liler, doğanın korunmasına destek olurken, teşvik amacıyla ilk faturalarında yüzde 10’luk indirim kazanıyor. Yapılan açıklamaya göre, TTNET’in e-fatura uygulamasıyla şu anda elde edilen sonuçlar şöyle: Kağıt atıkların geri dönüşümü sayesinde yıllık 1.572 ton kağıt tüketimi önleniyor. 1.572 ton kağıt tüketimi ise 786 bin kg karbon emisyonu, 290 bin lt yakıt kullanımı ve 2 bin 358 ağaca karşılık geliyormuş.
Fındıklı ilköğretim okulu öğrencilerinin 
"Güneş Ağacı"
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un iki noktasında son derece özel bir organizasyon yapıldı. Şişli ve Kartal’da ‘Yüzde 100 Ekolojik Pazarlarda Ekoloji Kitap Günleri’ ismiyle düzenlenen organizasyonun ilki için 2 Haziran’da Şişli, 3 Haziran’da da Kartal seçildi.Etkinlik çerçevesinde ekolojiyle ilgili konularda yayınlar yapan yayınevleri kitaplarını sergiledi, ayrıca yazarlar okuyucularıyla buluşma ve kitaplarını imzalama fırsatı buldular. Buğday Derneği’nin organize ettiği etkinlik, gelecek yıllarda da tekrarlanarak geleneksel bir kimliğe kavuşturulacakmış.
TURMEPA gönüllüleri, 26 Mayıs Cumartesi günü eşzamanlı olarak birçok ilde kıyı temizliği gerçekleştirdi. ‘Akdeniz’i Temiz Tutalım’ kampanyası çerçevesinde Türkiye dahil tüm Akdeniz ülkelerindeki çevre odaklı sivil toplum örgütlerinin desteğiyle, kıyılarımız eşzamanlı olarak temizlendi. Akdeniz’e kıyısı olan toplam 21 ülkede gerçekleştirilen etkinlikte bu yıl İstanbul, KocaeliFethiye, Göcek, İzmir ve Bursakıyılarına odaklanılmış.
ÇEKÜL, kuruluşunun ilk yıllarında 92 Orman Projesi’ni hayata geçirmişti. Beklenenin üstünde ilgi gören bu projenin devamı olarak 1994 yılında ‘7 Ağaç Ormanları’ girişimi başlatıldı. Çevre ve Orman Bakanlığı işbirliğiyle sürdürülen proje, her bireyin, her yıl tükettiği kadar ağacı doğaya geri kazandırmasına olanak sağlıyor. Bugüne kadar yaklaşık 900.000 doğaseverin desteğiyle dikilen fidanların sayısı 3.5 milyona ulaşmış.
Değerli arkadaşlar,
Yukarıda güzel ülkemizin sağlıklı çevre geleceği ve temiz enerji kullanımı için beğendiğim ve sıralamaya çalıştığım ekolojik yanıtlar, umarım giderek artar. Bu artışın sizlerin, yerel yönetimlerimizin, ilgili STK’ların ve özelliklede tüm yöneticilerimizin katkısı ile daha da hızlanacağına inanıyorum.
Ancak Sayın Necla Unutmaz’ın aşağıda vurguladığı gibi “Yaşayan Gezegen’raporunu, güzel ülkemizin ekolojik konumunu iyi bilmemiz ve ona göre gereken önlemleri en kısa sürede almamız gerekiyor. Bilgilerinize sunmak istedim.
Sevgi ve saygılarımla (05.06.2012)
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
TÜRKİYENİN EKOLOJİK BİLANÇOSU NE DİYOR?
“Yaşayan Gezegen” raporu insanın tüketim hızının ulaştığı boyutlarla dünyayı tükettiğini ortaya çıkardı. Böyle giderse yeni bir gezegene daha ihtiyacımız olacak”
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir rapor, tüketim hızımızın ulaştığı boyutları ortaya koydu. WWF, yani Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin Londra Zooloji Derneği ve Küresel Ayak İzi Ağı işbirliğiyle iki yılda bir yayımladığı ‘Yaşayan Gezegen 2012’ isimli raporunun ortaya koyduğu çarpıcı sonuç, dünya insanlarının mevcut yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarını devam ettirmesi halinde 1.5 gezegene daha ihtiyaç duyacağı yönündeydi.
Mart ayında Türkiye için ilk kez yayınlanan ‘ekolojik ayak izi’ raporuna göre, Türkiye’nin tüketim düzeyi, dünya genelinde kişi başına düşen doğal kaynak kapasitesinin yüzde 50 üzerinde. İşte, o rapordan ekolojik karnemiz:
Dünyada görüldüğü gibi Türkiye’de de, 1970’lerden beri biyolojik kapasite açığı artıyor.
Türkiye, kişi başına düşen Ekolojik Ayak İzi sıralamasında 150 ülke arasında 68. sırada yer alıyor.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda ekolojik limit aşımı son 50 yılda sekiz kat arttı.
Türkiye’nin ekolojik ayak izi, sahip olduğu yenilenebilir doğal kaynakların iki katı.
Türkiye’nin ekolojik ayak izinin yaklaşık yarısını karbon ayak izi oluşturuyor.

4 Haziran 2012 Pazartesi

DOĞA DOSTLARI DİKKAT!...

HİÇ BOŞ DURMUYORLAR!... 
Çevre yağma yasası komisyondan geçti
ÜLKEMİZ ÇÖL OLMASIN, ANA'LAR AĞLAMASIN
AKP saldırganlığı her alanda sürüyor. Dün meclis komisyonundan geçen 'Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı'na göre, çevre varlıkları üzerindeki her türlü koruma kararı kaldırılabilecek. Doğal varlıkları şirketlerin yağmasına açan tasarı her konuda bütün yetkiyi bakanlıklarda toplanıyor.
Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın 14 maddesi dün TBMM Çevre Komisyonundan geçti. Tasarıya göre daha önceden ilan edilen koruma kararları kaldırılabilecek, koruma alanlarının sınırları değiştirilebilecek ve kısmen veya tamamen farklı bir statüye alınabilecek. Böylece her türlü çevre talanı karşısında kısmen koruma sağlayan 'SİT alanı' uygulaması kaldırılmış oldu.
Her türlü taşınmazın kamulaştırılmasına olanak sağlayan tasarı, biyoçeşitliliğin de ticarileştirilmesinin de önünü açıyor. Tasarı konuyla ilgili yetkilerin tamamını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığına devredilmesini öngörüyor.
Doğa varlıklarının şirketlere yağması önündeki engeller kaldırılıyor
Tasarıya göre, daha önce belirlenmiş ve ilan edilmiş koruma alanlarının sınırları bu kanunun hükümlerine göre değiştirilebilecek, kısmen veya tamamen farklı statü kapsamına alınabilecek veya daha önce ilan edilmiş koruma kararları kaldırılabilecek. Tasarıda buna verilen isim "yeniden değerlendirme" adını taşıyor.
Buna göre daha önce belirlenmiş ve ilan edilmiş koruma alanlarında, gerçek veya tüzel kişilerden gelen öneriler üzerine ya da bu kanunun ilgili maddesi kapsamında yürütülen izleme çalışmalarının değerlendirilmesi de dikkate alınarak, alanı yöneten bakanlık tarafından uygun görüldüğünde “yeniden değerlendirme” işlemi başlatılabilecek.
Çevre Mühendisleri Odası tarafından konuyla ilgili hazırlanan yazılı görüşte, tasarıyla ilgili şu ifadelere yer veriliyor:
Bu yasa tasarısı Anadolu’nun her köşesindeki doğal varlıkları şirketin kullanımına sokmak için hazırlanmıştır bir başka deyişle bu yasa şirketlerin dereleri, gölleri, yer altı sularını, ormanları, meraları, yeraltı katmanlarını (madenleri) sınırsızca kullanmalarının önünü açmak için hazırlanmıştır.
Çevre Mühendisleri Odası ayrıca, tasarının aynı zamanda kültürel ve tabiat varlıklarının korunmasını da engellediğini ifade ediyor. Buna göre tasarı, '2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununun' Milli park ve 1. derece sit alanlarının kullanıma açılması önünde oluşturduğu engelleri, yaptığı mevzuat düzenlemesi ile önlüyor.
Yeni kurullar göreve başlayana kadar kuralsızlık egemen olacak
Tasarıyla ilgili bir diğer önemli nokta ise, yeni kurullar faaliyete başlayana kadar geçecek olan sürede yaşanacak belirsizlik. Buna göre yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren tüm tabiat koruma statülerinin iptal edileceği, yeniden koruma statüsü kararlarını verecek kurulların ise ancak konuyla ilgili yeni yönetmelikler hazırlanınca göreve başlayacağı belirtiliyor. Yönetmeliklerin hazırlanması ve kurulların oluşturulması ve çalışmaya başlamasının ise en az üç yıl sürmesi bekleniyor. Bu durumda, üç yıl boyunca her türlü çevre yağması zaten fiilen serbest olacak.
Boğazlar ve Anadolu yağmaya açılıyor
Tasarıya göre "4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı" ve "2960 sayılı Boğaziçi Kanunu" kapsamında korunan alanların da yeniden gözden geçirilmesi öngörülüyor. Bunun anlamı, boğazlarda yapılaşma önünde getirilen her türlü sınırın yakında kaldırılacağı ve tarih, kültür ve çevre mirası açısından en büyük değeri taşıyan bu bölgelerin de şirketlerin yağmaya açılması için hazırlık yapılıyor.
Öte yandan tasarı aynı zamanda Anadolu'da koruma altına alınan 1. derece sit alanları üzerindeki korumayı da kaldırıyor. Çevre Mühendisleri Odası bu konuda şu ifadeleri kullanıyor:
"Bu; Milli Park olan Munzur vadisinin, Arılı, Çağlayan, İkizdere Vadileri gibi 1. derece sit alanı ilan edilen vadilerin statülerinin kaldırılması ve yeniden değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Koruma statüleri değiştiril değiştirilmez bunlara benzer tüm korunan alanlarda Su Kullanma Hakkı Sözleşmesi imzalamış ve /veya HES için ruhsat almış tüm şirketlerin faaliyetleri yasallaşacak ve koruma altındaki vadilerde HES inşaatları hız kazanacaktır. "
Kamulaştırma ve özel ordu kurma yetkisi
Tasarıya göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan çevre düzeni planlarında, gerekli değişiklikler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılacak. Korunan alan sınırları içinde kalan yerlerdeki gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmazlar, gerekli görüldüğünde ilgili mevzuata göre Orman ve Su İşleri Bakanlığı veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kamulaştırılabilecek.
Diğer yandan tasarı ayna zamanda korunması uygun görülen alanların özel güvenlik görevlileri tarafından "korunacağını" belirtiyor. Bir başka koruması kaldırılan devlet arazilerinin veya bölge halkına ait arazilerin şirketlere devredilmesi sonrasında, araziler fiilen özel orduların denetimine girecek. Özellikle HES inşaatları sırasında köylüler ile özel güvenlik görevlilerinin karşı karşıya geldiği olaylarda son dönemde artış yaşanmıştı. Bu yasayla birlikte bu durumun giderek fazlalaşacağı anlaşılıyor.
Eroğlu'nun kastettiği 'koruma' değil, ticarileştirme
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı ile, koruma alanlarında yapılacak plan ve projelerde ekolojik etki değerlendirme yapma zorunluluğu getirildiğini belirterek, “Bir yerde bir proje yapıyorsanız mutlaka ekolojik etkisi ne olacak, bunların zararlarını bertaraf etmek için ne gibi çalışmalar yapılacak, bunları yapma mecburiyeti getiriyoruz” dedi.
Tasarının geçen yasama döneminde komisyondan geçtiğini ancak Genel Kurul’da görüşülemeden kadük kaldığını ifade eden Eroğlu, bazı revizyonlar yaparak tasarıyı yeniden komisyona getirdiklerini ifade etti. Eroğlu “Özellikle bütün dünyada tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunması çok büyük bir önem arz etmektedir. Yani bütün dünya ülkeleri artık biyolojik çeşitliliğin ve tabiatın kıymetini anlamıştır. Hatta biyolojik çeşitlilik o kadar büyük zenginliktir ki tıbbi ilaçlar büyük ölçüde bunlardan elde edilmektedir. Çin bu bitkilerden yılda 100 milyar dolarlık ihracat yapmaktadır" ifadelerini kullandı.
Ancak Eroğlu'nun kastettiği şey, biyoçeşitliliğin korunmasından çok kullanılması, bir başka ifadeyle, şirketlerin kullanımına açılması. Böylece yalnızca araziler değil, her türlü bitki örtüsü ve canlılar da yağma kapsamına alınmış durumdu.
Eroğlu ayrıca, korunan alanlarda yaşayan insanların ekonomik olarak zarar görmemeleri için tedbir alınması hükmünün de tasarına düzenlendiğini ve “Bazen bir alan koruma alanı ilan ediliyor. Fakat orada yaşayan insanların ekonomik durumları hiç dikkate alınmıyor. Bunlarla alakalı bir takım ekonomik tedbirler, onların en azından gelirlerinin azalmasını önleyecek bir takım hususları ele alıyoruz” dedi. Eroğlu'nun burada kastettiği insanların bölgedeki yoksul köylüler olmadığı açık. Hükümetin bu konudaki sicili, her durumda bölge halkı ve çevre aleyhine şirketlerden yana bir tavrı olduğunu ortaya koyuyor.
Bütün yetkiler bakanlıklara devrediliyor
Tasarıya göre, bilimsel ve teknik nitelikte kurumlar karar süreçlerinden büyük ölçüde dışlanıyor ve bütün yetkileri bakanlıklara ve onların oluşturacağı kurullara devrediyor. Dolayısıyla Tabiat Sit kararları, Milli Parklar, Tabiat Parkları, Doğal alanların korunması ve bu alanların kullanıma açılması ile ilgili konularda hükümet tek başına karar alabilecek.
Olası "Çevre Katliamına Karşı" UBUNTU yapalım!..
Öte yandan Çevre ve Şehircilik Bakanının da başına korunan alanın devri konusunda yetkilendirildiği belirtiliyor. Sadece bakan onayı ile koruma alanları il özel idareler, belediyeler ve vakıf, dernekler tarafından işletilmek üzere devralınabilecektir.
Taslak yasada koruma alanlarını belirleyecek kurul 20 kişiden oluşmaktadır. Bu yirmi kişinin dağılımı ise şu şekilde: 14 ü kamu kurumlarının temsilcisi; dört kişi çevre ekolojisi ve biyolojik çeşitlilikle ilgili akademik temsilci; iki kişi bakanlık tarafından belirlenecek doğa koruma alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından temsilci.
Çevre Mühendisleri Odası bu yeni kurul ile ilgili olarak şu yorumda bulundu:
"Yasada belirtilen bakanlığın ve hükümetin kontrolündeki Kurul (Tabiatı Koruma Bilim Heyeti Çevre ve Orman Bakanlığı 28. 10.210 tarihli basın açıklaması) daha önce sit kararı ya da koruma statüsü olan ve yasayla koruma statüleri iptal edilen alanların yeniden korumaya alınmasını sağlamayacak, hükümetin politikasına göre koruma statüleri belirleyecektir.
Yani bu yasa ile hazine arazileri, meralar ve ormanlar kullanıma açılabilmesi için Çevre ve Orman Bakanlığının yetkisine sunulacaktır."