23 Ocak 2013 Çarşamba

"organik devrim"

Bu vadide: 
"organik devrim"
var!..
Yusuf Yavuz
Yıllardır adı HES'lerle anılan Rize'nin Çayeli ilçesi sınırlarındaki Senoz Vadisi, bugünlerde heyecan verici bir başarı öyküsüne ev sahipliği yapıyor. İTÜ'yü bitirip yıllarca bürokratlık yaptıktan sonra köyüne dönerek dedesinden öğrendiklerine bilimi de ekleyerek vadinin değerlerini yöre insanı için kalkınma aracına dönüştürmeye soyunan Ahmet Ali Kork'un çabalarına kamu kurumları da destek veriyor. Kork'un etrafında kenetlenen köylüler, ürettikleri ve yaşama biçimleriyle Senoz Vadisi'nde sessiz sedasız bir devrim gerçekleştiriyor.
Senoz Vadisi'ndeki HES Projelerine ve taş ocaklarına karşı yürüttüğü mücadeleyle tanınan TEMA Vakfı Çayeli Temsilcisi Ahmet Ali Kork öncülüğünde yürütülen çalışmalarda,  Vadiyi oluşturan 12 köyden 1728 çay üreticisi organik tarıma başladı. Çay tarımını bugünlerde hızla geliştirilmeye çalışılan organik bal üretimi izliyor. Sırada; et, süt, mısır, alabalık, pekmez, sebzeler, özgün mimarisi ve yerel kültürüyle yaygınlaştırılacak eko-turizm var.
SENOZLULARIN ALKIŞLANACAK YAŞAM MÜCADELESİ
Karadeniz sahil yolu için açılan taş ocakları ve yapılmak istenen HES projelerine tepki gösteren yöre halkı, bölgedeki yıkım projelerine karşı yürüttükleri hukuki mücadeleyle bugüne kadar açılan 10 ayrı davayı da kazanmış. Ancak yaşadıkları bütün sıkıntılara ve  yoksulluğa rağmen vadilerinin SİT alanı ilan edilmesi için yürüttükleri mücadeleden vazgeçmeyen Senoz halkının kendi insiyatifi ile başlattığı organik devrime kamu kuruluşları da destek veriyor.
ORGANİK DEVRİMİN ÖNCÜSÜ SENOZLU AHMET ALİ KORK
Senoz Vadisi'ndeki çalışmalara öncülük eden TEMA Vakfı Çayeli Temsilcisi Ahmet Ali Kork, yıllarca ÇAYKUR'da üst düzey bürokratlık yapmış bir yöre insanı. İçinde bulunduğu sektörün ve bölgenin sorunlarına yakından tanıklık eden Kork, bölgede organik bir dönüşüm başlatmak için kolları sıvayarak işe koyulmuş. Vadi halkının, toprağına, suyuna, ormanına, tarihine, kültürüne ve emeğine sahip çıkma adına ortaya koyduğu iradenin takdire şayan olduğunu söyleyen Kork, yanlış gördüğü uygulamalara karşı çıkan vadi halkının doğru uygulamaları hayata geçirme gayretinde olduğunu anlatıyor: "Vadi halkı çay üretiminde verim düşüklüğü, dolayısıyla gelir kaybı olacağını bilerek 2012 yılında kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanmaktan vazgeçerek ÇAYKUR’un desteği ile organik çay tarımına başladı. Kimyasal gübre kulllanımından vazgeçilmesi toprak ve su kirliliğini önleyeceği gibi vadideki tüm ürünlerin organikleştirilmesinin de yolunu açtı. Bilinçsizce yapılan  uygulamalar, yapılan  eğitimlerle giderilmeye çalışılıyor."
GELECEKLERİ İÇİN KISA VADELİ ÇIKARLARI REDDETTİLER
Vadide üretilen balların yıllarca hastalıklar için ilaç olarak görülüp kullanıldığının altını çizen Ahmet Ali Kork, Senoz balının bölgenin en değerli ballarından biri olduğunun altını çiziyor. Ancak Senoz balının bu özelliğinin bölge dışında pek bilinmediğini de ekliyor. Geçim derdiyle sürekli göç veren bölge halkı için yürütülen bu çabaların ekonomik bir değer taşımasının çok önemli olduğunun altını çizen Kork, bu nedenle öncelikle üretilen ürünlerin organik sertifikasyona sahip olması gerektiğini vurgulayarak, bölgede yürütülen çabaları; "şu anda bunun çabası içersindeyiz. Vadi halkı olağanüstü zor doğa şartlarına rağmen insanüstü bir çabayla en iyi üretimi yapıp vadilerinde yaşama tutunmaya çalışıyor. Bu örnek bir davranıştır ve anlamlıdır. Gelecek nesillerinde hakkını gözeten bir anlayışla kısa vadeli çıkarları ret edip, çalışıp üreterek yaşam mücadelesi veren bu onurlu insanları takdirle karşılıyor, çabalarını saygı değer buluyoruz ve her zaman yanlarında olacağız" sözleriyle özetliyor.
MUHTAR AKIN: 
'GEÇMİŞTE İYİ BİLDİĞİMİZ İŞLERE DÖNMÜŞ OLDUK'
Vadideki 12 köyün sözcülüğünü yapan Başköy Muhtarı Şaban Akın ise organik üretime ilişkin girişimlerin ardından bir yıl içinde 1728 çay üreticisinin organik çay üretimine başladığını söylüyor. 2013 yılında organik bal üretimi için harekete geçtiklerini anlatan Akın, "aslında geçmişte çok daha zor şartlarda yaptığımız ve çok iyi bildiğimiz işlere dönmüş oluyoruz. Gördük ki devletimizin ilgili kurumları da bu konuda bizlere destek olmaktadır. Bu anlamda başta Rize Valimiz Nurullah Çakır ve Tarım İl Müdürü Şafak Bulut olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz. Bir araya gelip ortaya koyduğumuz bu iradenin gereğini azimle, sabırla hayata geçireceğiz. Göreceksiniz belli bir zaman sonra Senoz Vadisi organik ürünleri ile ekolojik vadi olarak tescil edilecektir” diye konuştu.
KÖYLÜLERİN İRADESİNE VALİ ÇAKIR'DAN ÖNEMLİ DESTEK
Bölgede yürütülen çalışmaların ardından Senoz Vadisi'nden 30 arıcı geçtiğimiz aylarda  organik bal üretimi yapmak üzere sertifika almış. Senozluların kendi inisiyatifleri ile ortaya koyduğu bu iradenin kamu tarafından da önemli ölçüde desteklenmesi oldukça sevindirici. Rize Gıda  Tarım ve Hayvancılık  İl Müdürlüğü  kısa sürede destek projesi hazırlayıp  12 Aralık 2012 tarihinde Rize Valisi Nurullah Çakır’ın da katılımı ile Kaptanpaşa köyünde 20'şer adet boş kovan ve kışlatma tezgahları 30 arıcıya teslim edilmiş.
SENOZLU ARICILAR KIŞI EĞİTİMLE GEÇİRECEK
Senoz Vadisi’nin organikleştirilmesi kapsamında geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek sertifikasyon kuruluşu ile anlaşan Senozlu arıcılar, kış dönemini Çayeli Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve Rize Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü işbirliği ile  düzenlenen arıcılık eğitimlerinde değerlendiriyor. Organik arıcılık uzmanı veteriner hekim Şeref  Demir tarafından verilen  ve  30 arıcının katıldığı   eğitimlerin  8 hafta süreceği belirtiliyor.

19 Aralık 2012 Çarşamba

TARKON KURULDU

Tarım ve Gıda Konfederasyonu Kuruldu;‏
KONFEDERASYONUN KURULUŞ AMACI 
Ülkemiz Gıda, Tarım ve Çevre sektörünün geliştirilmesi, eğitilmesi, toprak, su, hayvan kaynakları, gıda-gıda güvenliği ve çevrenin korunması, verimli kullanılması amacıyla;
Ülkemizde bulunan Gıda, Tarım ve Çevre amaçlı kurulan sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyonu sağlamak, Gıda, Tarım ve Çevre sektörüne eğitim ve eğitime bağlı olarak verimliliğin artırılmasına katkı sağlamak, Ulusal ve uluslararası tarım, gıda, çevre bilinci konularında politikalar ve stratejiler üretmek, proje üretmek, uygulamak, sorunlarla mücadele etmek, çözüm önerileri getirmek, model tesisler kurmak ve üretici üretmek, Gıda, Tarım, Çevre ve Kırsal alandaki üretici/işletmeleri ulusal, uluslar arası platformlarda temsil etmek, Tarım, Gıda ve Çevre üretimde verim ve kalite artışı için modern teknolojinin, yüksek verimli, kaliteli üretim materyallerinin kullanımının yaygınlaşması için çalışan, tarladan sofraya, sofradan çevreye, çevreden insan sağlığına duyarlı doğal kaynaklarımızın kullanımında azami gayret sarf eden, kaynakların sürdürülebilirliğini ön planda tutan, üretici-tüketici dengesini gözeten, modern, güvenilir, insan odaklı, bir kuruluş olmak amacıyla doğmuştur.
Ülkemiz ve Sektörümüz için, hayırlara vesile olmasını diliyor, Kamuoyuna ilan ediyoruz.
GENEL BAŞKAN: HAKAN YÜKSEL
 [HABER: 18 Aralık 2012, Hakan YÜKSEL-Tarım Federasyonu Genel Başkan: yuksel@tarimfederasyonu.org)

tarım bakanı şövalye oldu

Eniştemiz Fransa Türkiye’yi Niçin Öptü? 
(Bakanlık Bilgi Notu)
Hani bir söz vardır: Düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü?
Tarım Alanında Şövalye Liyakat Nişanı (Chevalier dans I'Ordre du Merite Agricole), bu yıl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e verildiği haberleri basında geçince konu; tarım basın ve yazarları ‘’Eniştemiz Fransa Türkiye’yi Niçin Öptü, Bakanımız Nasıl Şövalye Oldu, Niçin Şövalyelik Nişanı Verildi’’ gibi başlıklarda yer aldı. Yazılarda Türkiye’nin canlı hayvan ve et ithalatında Avrupa Birliği ülkelerinin birinci, Fransa için Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’ye en çok hayvancılık ürünü satışta yine birinci sırada yer aldığı bu yüzden Bakana şövalyelik nişanı verildiği yorumları gerçekleşti.
Türkiye’nin 250 milyon TL’lik hayvan ithalatından memnun olan Fransa’nın memnuniyetini hayvancılığımızı Türkler kurtardı şeklinde dile getirdiği, verilen şövalyelik nişanının Fransa’nın bu sevincinin ifadesi olabilir mi soruları basınımızda yer aldı. GTH Bakanı Sayın Mehdi Eker’in şövalyelik nişanı aldığı haberleri ve bu haberler ile ilgili makalelerin yayınlandığı facebook, yahoo, google’daki  gıda , tarım ve hayvancılık sitelerinde besi, çiğ süt-damızlık üreticilerinin devam eden ithalata tepkilerini dile getirdikleri görüldü.
2011 yılında Türkiye Amerika Birleşik Devletlerinden en çok canlı hayvan ithal eden unvanına sahip olduğu bizzat bu yılın başlarında ABD’li yetkililerce açıklanmıştı. Amerika’dan canlı hayvan ithalatı yapan ülkeler arasında Türkiye ABD’den 210 milyon dolarlık canlı hayvan ithalatı yaparken ikincilik 96 milyon dolar ile Rusya’ya aitti.
2011 yılında Türkiye ABD, AB ve Uruguay’dan canlı hayvan ithal etti. Türkiye’ye canlı hayvan, karkas et satmada birincilik AB ülkelerine, ikincilik ise ABD’ye ait idi.
İşte canlı hayvan, kesilmiş et ithalatının 2011 yılının perspektifindeki  ön görünüşü bu. Ön görünüşte hayvan ithalatı popülist bir tavırla eti ucuzlatmak yapılıyor. Perspektifin sağ görünüşünde çelişkilik yaratan sübvansiyonlu besi, damızlık üretiminin kredilendirilmesi devam ediyor. Sol görünüşte ise ithal canlı hayvan et fiyatlarının yerli üretimini sekteye uğratıyor. Diğer görünüşlerin her birinde; hayvancılıkta küçük çiftlikler işi bırakıyor, büyük ölçekli yatırım ve işletme sayıları artıyor. Büyük ölçekli yatırımcıların kaba yem tedarikindeki acemilikleri samanı yetmez hale getiriyor. Büyüyen hayvan varlığı (2010 yılına göre kıyasla 2011 yılında  %8)gerçekte geçen yıla kadar verilen sıfır faizli borçlanmanın eseri olduğu görülüyor.  Hayvancılık sektörünün ürettiği çiğ sütü satın alan endüstriyel süt sektörü ise 2011 yılında kendi kazanç sermayesi ile % 20 oranında büyüdüğü görülüyor. Hayvancılık sektöründe reel büyüme gerçekleşmez iken Endüstriyel süt sektöründe %20’lik büyümenin çiğ sütte piyasa düzensizliği, çiğ süt fiyatlarının olması gereken seviyelerde değil düşük tutulması, ambalajlı ürünlerde ise serbest bırakılması, bir nevi tarımsal üretimdeki çiğ süt gelirlerinin sanayicilere sermaye transferini yaratıyor.
2008 yılında başlayan hayvancılık sektörünün devam eden ithalat ile  fetret devrinin halen kapanmayışı ve yukarıdaki perspektifin mevcudiyetinin tepkisi GTH Bakanı Sayın Mehdi Eker’e yöneliyor. ‘’Yiğidi öldür ama hakkını inkar etme ‘’deyimi var.  Canlı hayvan, et ithalatının konuşulmaya başlandığı 2010 yılı Mart’ına kadar Sayın Bakan et, canlı hayvan ithalat tüccarlarının yaygaralarına karşı durup yapacağı toplantıya önceden ‘’ hayvan ithalatını isteyenler gelmesin ‘’ demiş olarak sonuna kadar ithalata karşı çıkmıştı. İthalat şalterini Sayın Başbakan indirince Sayın Bakan ‘’çaresiz’’ kalıp başlatmıştı. Dolayısı ile hayvancılık politikasını bir bakıma GTH Bakanı Sayın Mehdi Eker değil iktidar yürütüyor. Et tüketiminin getireceği yüksek fiyat, iktidar tarafından tüketicilerin değişebilecek siyasi tercihleri gögüslenemiyeceği endişesi ile ithalat devam ettiriliyor.
Sayın Bakanın Fransa’dan şövalye nişanı aldığı haberleri, yorum ve değerlendirmeler basında yer alınca biz de merak edip araştırmaya başlarken önce diplomatlara soralım dedik. Şövalye nişanı verilmesi ile ilgili bakanlık dışından sivil diplomatik çevrelerce bize bildirilen yorumda Ermeni Tasarısı ile gerginleşen Türkiye-Fransa ilişkilerini yumuşatma amacının olabilirliği de var sayılıyor.
Sonra bakanlığa yöneldik. GTHB Basın Müşavirliği ve Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil’in yönlendirmesi ile G 20 toplantısına Sayın Mehdi Eker ile katılan o zamanki GTHB Müsteşar yardımcısı şimdiki Rehberlik Ve Teftiş Başkanı Sayın Erdal Sumaytaoğlu’na sorduk:
Geçtiğimiz günlerde GTH Bakanımız Sayın Mehdi Eker’e Fransa Şövalyelik Nişanı verdi. Bununla ilgili olarak basın bildirisinde Sayın Bakana şövalyelik nişanının ‘’2011 yılında düzenlenen G20 Bakanlar Toplantısı'nda önemli kararların alınmasında oynadığı etkin rol nedeniyle layık görüldüğü’’bildirildi.  Buna  göre;
‘’Sayın Bakana Fransa’nın şövalye nişanı verilmesine layık gördüğü 2011 yılında yapılan  G20 bakanlar toplantısında Türkiye veya Sayın Bakanın etkin rol aldığı önemli kararlar nedir? ‘’sorumuza Bakanlığın Basın Müşavirliği ,basın müşaviri Sayın Gürbüz bey ve Müsteşar Yardımcısı Sayın Nihat Pakdil’in sekreteryaları aracılığı ile  kendilerinin sorumuz ile ilgili ellerinde doküman olmadığını bize bildirdiler.
Sayın Bakan Mehdi Eker ile birlikte sizin de o zaman müsteşar yardımcısı sıfatı ile 2011 yılında yapılan G 20 bakanlar toplantısına katıldığınızı öğrenmiş bulunuyoruz. Ve bundan dolayı sorumu size yöneltmek durumundayım:
‘’Sayın Bakana Fransa’nın şövalye nişanı verilmesine layık gördüğü 2011 yılında yapılan G20 bakanlar toplantısında Türkiye veya Sayın Bakanın etkin rol aldığı önemli kararlar nedir, veya sayın Bakanın G20 toplantısında sunduğu ve kabul edilen teklifleri nelerdir?
GTH Bakanlığı Rehberlik Ve Teftiş Başkanı Sayın Erdal Sumaytaoğlu’nun açıklaması:
Fransa Tarım Bakanlığı tarafından Sayın Bakanımıza Tarım Şövalyesi Liyakat Nişanı Verilmesine ilişkin Bilgi Notu
2008 yılında yaşanan Gıda Krizinden bu yana tarım sektörü yeniden uluslararası toplumun gündemine girmiştir. G-20 gündemine ise Fransa’nın 2011 yılındaki G-20 Dönem Başkanlığı sırasında Fransa’nın isteğiyle alınmıştır. Fransa Dönem Başkanlığı, 2011 yılında “Tarımsal Ürün Fiyat Dalgalanmaları” konusunu görüşmek üzere bir Tarım Bakanları Toplantısı düzenlemeyi kararlaştırmıştır. Anılan toplantı, 22-23 Haziran 2011 tarihlerinde Paris’te gerçekleştirilmiştir.
 Bu Toplantıya hazırlık amacıyla toplam 4 toplantı düzenlenmiştir. Bunlar;
Berlin Toplantısı 21 Ocak 2011:
Fransa’nın Berlin Büyükelçiliğinde 21 Ocak 2011 günü düzenlenmiştir.
Toplantıda, Fransız tarafı, üye ülkeler konuya ilişkin bir Sualname gönderilmesini ve 8 uluslararası kuruluştan (FAO, IFAD, IMF, OECD, UNCTAD, WFP, the World Bank and WTO) fiyat dalgalanmaları konusunda bir rapor hazırlamasını istemiştir. Bu öneri üye ülkeler tarafından da kabul görmüştür.
Toplantıda alınan kararlar;
Şeffaflık ve tarımsal üretim konusunda daha fazla çalışma yapılması gerektiği,
Mevcut komiteler (FAO ve Gıda Güvenliği Komitesi gibi) çerçevesinde uluslararası koordinasyonun iyileştirilmesi gerektiği,
Gelişmekte olan ülkelere uygun risk yönetimi araçlarına olan ilgiden bahsedilmiştir,
Ticaret konularının da gündemde yer alması gerektiği,
Türev marketlerin düzenlenmesi konusu Ekonomi Sherpaları tarafından görüşülecek olmakla birlikte, Tarım Sherpaları tarafından onlara tarımsal piyasaların çalışmasına yönelik bilgi verilebileceği konularıdır.
*
2. Paris Toplantısı 23-24 Mart 2011
Toplantıda,
Sualnameye verilen cevaplar,
Uluslar arası kuruluşlar tarafından fiyat dalgalanmaları konusunda hazırlanan rapor,
Piyasalarda şeffaflık ve bilgi,
Uluslararası koordinasyon,
Risk yönetimi,
Uzun vadede tarımsal üretim konuları görüşülmüştür.
**
3. Paris Toplantısı 11-12 Mayıs 2011
Toplantıda, çeşitli uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından, AMIS (Agricultural Market Information System), JODI (Joint Oil Data Initiative), Biyoyakıtlar, Tarımsal üretim gibi konularda sunumlar yapılmıştır. Toplantıda ağırlıklı olarak, G-20 Tarım Bakanları tarafından imzalanması öngörülen “Eylem Planı” konusunda tartışmalar yapılmıştır. Ülkelerin Plan üzerindeki değişiklik önerileri kaydedilmiştir.
4. Paris Toplantısı 23 Haziran 2011
23 Haziran 2011 günü gerçekleştirilen G-20 Tarım Bakanları Toplantısında “Eylem Planı” kabul edilmiştir.
Tarım Şövalye Liyakat Nişanı Fransa Tarım Bakanlığı tarafından ilk kez 1883 yılında verilmeye başlanmıştır. Tarım sektörünün gelişmesine katkı sağlayan kişilere verilmektedir.
Sayın Bakanımıza verilmesinin nedeni de G-20 toplantıları sırasında bakanlığımız temsilcilerinin aktif katılımını sağlamasıdır.
Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı Rehberlik Ve Teftiş Başkanı Sayın Erdal Sumaytaoğlu’na açıklamaları için, bakanlığın diğer personeline sorumu soracak doğru adresi bulmam da yardımları için teşekkür ederiz.
Biz bu yazımızı yayına hazırlar iken GTH Bakanlığını TBMM’deki bütçe görüşmelerinde kendisine verilen şövalyelik nişanı ile ilgili yazılanlara, yorumlara GTHB Sayın Mehdi Eker’in cevabı basına şöyle yansıyordu:
Bakan Eker, Fransa’nın, tarımsal başarılarından dolayı ve dünya gıda güvenliğiyle ilgili Türkiye’nin yapıcı kararları nedeniyle kendisine tarım alanında şövalye liyakat nişanı verdiğini anlattı. “Başarı bu” diyen Eker, ‘Türkiye, Fransa’dan çok ithalat yaptığı için bunun verildiğinin” söylendiğini belirtti. Eker, bunun da yalan olduğunu ifade ederek, “Fransa, sizin iktidarınızda 2002′de dünyanın 5., Avrupa’nın 1. büyük tarım ekonomisiydi. Bizim iktidarımızda Türkiye, Fransa’nın önüne geçti Avrupa’nın birincisi dünyanın 7′si oldu. Fransa bunu biliyor, Fransa bunun için veriyor” dedi.  
Fransa, Sayın Bakana şövalyelik nişanını ‘’gerçekte ‘’ niçin verirse versin hayvancılık sektörünün aynası olan tarım medyası ‘’ hayvancılığımızın yorumu’’ nu sunuyor. O yorumlar bakanın tekzip ettiği gibi ‘’ yalan ‘’ olsa da ithalat rakamları gerçek. 
Hayvancılık ürünleri ithalatı devam ettiği müddetçe ithal edilen ülkelerden bakana verilecek her ödül de ister istemez önce o ülkeden ithalat veya o ülkenin ihraç ettiği rakamlar akla gelecektir.
Türkiye’ye 2011 yılında en çok canlı hayvanı satan ABD’de dileriz ki Sayın Bakana bir ödül vermesin..!
Bu konu ile ilgili yorum ve değerlendirmeleri üreticilere, okuyuculara da bırakır iken Türkiye’de hayvancılık ile uğraşan bir milyon ailenin oluşturduğu dört-beş milyon kişi, hayvancılık sektörü canlı hayvan ithalatının durdurulması için ilgili gümrük vergilerinin eskiden olduğu gibi % 135 seviyesine getirilmesini bekliyor.
Gıda tarım ve hayvancılıkta tarım ve hayvancılık gıdayı üretiyor. Gıdanın iki ayağı olduğu görülüyor ve bu ayaklardan hayvancılık ayağı kırık. Bu kırık ayağın düzeltilmesinin başlangıcı olacak ithalatın durdurulmasında mecliste grubu bulunan muhalif siyasi partilere de görev düşüyor: İthalatın durdurulmasını iktidardan ciddi bir şekilde istemektir. İthalatın durdurulması ile oluşacak et tüketimindeki geçici fiyat yükselişlerinin de siyasi istismar konusu yapılmayacağını deklare etmektir. Üreticiler muhalefetten de bunu bekliyor.

5 Kasım 2012 Pazartesi

domates ağacı!...

Evet, sonunda bu da oldu!....... 


Çin'in doğusudaki Shandong eyaleti Shouguang düzenlenen uluslararası sebzecilik bilim-teknik fuarında yılda 3 ton ürün veren domates ağacı tanıtıldı. Evet yanlış okumadınız.. İşte yukarıda "domates ağacı"...

24 Ekim 2012 Çarşamba

STD OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

STD-SÜRDÜRÜLEBİLİR EKOLOJİK TARIM VE ÇEVRE DERNEĞİ OLAĞAN GENEL KURULU TOPLANTI TUTANAĞI
Dernek Kütük No: 06-105-050
Toplantı Tarihi ve Saati : 14.10.2012/14:00
Toplantı Yeri: Rüzgarlı Cad. No:13/19 Ulus-Ankara
Sürdürülebilir Ekolojik Tarım ve Çevre Derneği’nin I.Olağan Genel Kurul Toplantısı; Derneğe kayıtlı 32 üyeden 22’sinin hazır bulunduğu görülerek ekseriyet sağlandığından toplantıya başlandı. Gündem okundu.
1- Yoklama yapıldı, 32 üyeden 22’sinin hazır bulunduğu görüldü ve açılışı Kurucu Genel Sekreter Hamdi DAĞ yaptı.
2- Toplantı Divanı oluşturulması için adaylar arasından önerilen Ahmet GÜLSEREN Divan Başkanlığı’na, Gönül ŞENGÜL Başkan Yardımcılığı’na, Aynur YAVAŞ Yazman Üyeliğe oy birliği ile seçilerek Divan Kurulu oluşturuldu.
3- Derneğin kuruluş hesapları müzakere edilerek bugüne kadar 67 TL telefon ve iletişim giderlerinin olduğu Genel Kurul’un bilgisine ve oyuna sunuldu ve kabul edildi.
4- Aidatların tespitine geçilerek verilen önergeler üzerine, Tüzükteki 10 TL giriş ve 10 TL yıllık aidat miktarlarının az olduğu üzerinde duruldu ve verilen önergeler üzerine giriş aidatlarının 20 TL, yıllık aidatlarının da 20 TL olarak uygulanması oy birliği ile kabul edildi.
5- 2013 yılı tahmini bütçesi 2.000 TL kabul edilerek, 2014-2015 yıllarına ait tahmini bütçelerinin Yönetim Kurulu’nca yapılması oy birliği ile kabul edildi.
6-  Yönetim ve Denetim Kurulları ve kuruluş dönemi hesapları oy birliği ile ibra edildi.
7- Derneğin Yönetim Kurulu’na verilecek yetkiler görüşüldü. Derneğin yıllık bütçesi kadar borçlanabileceği oy birliği ile kabul edildi. Kamu kurum ve kuruluşlarınca, üniversitelerce, yurt içi ve yurt dışı kurum ve kuruluşlarca yapılan çalışmalara katılmak, ortak çalışmalar-projeler yapmak, görev almak, üst-eş kuruluşlara, platformlara, ilgili organizasyonlara, birliklere katılma ve kurma yetkisi verilerek; projeler yapmak, yaptırmak, pilot üretim ve uygulamalar yapmak, yaptırmak, katılmak, televizyon-radyo yayınları, programlarına katılmak ve dernek adına görüş bildirmek,  seminer, sempozyum, kongre ve fuarlara katılmak, ilgili işleri yapmak, raporlar hazırlamak, anketler yapmak, yaptırmak ve tüketici-üreticilerle ilgili çalışmalar yapmak, ilgili kurslar, derslikler açmak, bu yönde her türlü eğitimleri planlamak, yapmak ve yaptırmak konularında yetkilendirilmesine oy birliği ile karar verildi.
8-  Seçimlerin açık oylama ile yapılmasına oy birliği ile karar verildi. Adaylar soruldu ve seçime geçildi. Yapılan seçim ve sayımlar sonucunda Yönetim Kurulu asil üyeliklerine Hamdi DAĞ, Muzaffer BUMİN, Abdulvahap KARATAŞ, Aynur YAVAŞ ve Emin ÖĞÜT seçildiler. Yönetim Kurulu yedek üyeliklerine sırasıyla Güllü SÜRMELİ, Ahmet GÜLSEREN, Tülay ÜNER, Sedat TOPUZ ve Mustafa KURT seçildiler. Denetim Kurulu asil üyeliklerine Mustafa ÖZTÜRK, Turgut ÖNDER, İbrahim Şimşek seçildiler. Denetim Kurulu yedek üyeliklerine sırasıyla İbrahim SARIER, Abdurrahman KARAASLAN ve Süleyman BAGATUR seçildiler.
9-     Kapanış yapıldı.
Divan Başkanı                                     Başkan Yardımcısı                               Yazman Üye   
Ahmet GÜLSEREN                              Gönül ŞENGÜL                                      Aynur YAVAŞ